Krzysztof Kieslowski, The Double Life of Veronique, 1991 / Ingmar Bergman, Persona, 1966

Veronique, kusursuz dünya’da arkadaşının provasına gidip şarkıya eşlik ederken keşfedilir. Konsere çıkar, ve ölür. O ölünce Fransa’daki Veronique özgür kalır. Kendisini hep 2 farklı yerde hissederken içindeki bir çelişki, bir hayal ölür. Koşarak şefe gider ve artık müzik yapmayacağını söylemeyeceğinin kararını almıştır. Kuklacı adamın balerin kuklası sahnede ölür, üstünü kapatan beyaz örtünün altından bir melek doğar. Veronique, başka biri olma hayalini bitirir ve gerçek hayatı başlar. Olduğu zamanda olduğu yerdedir. Bir insan aynı anda iki insan olamaz mı? Persona burada başlıyor.

Persona. Oyuncu kadın susma kararı alır. Böylece hiç yalan söylemeyecektir. Her karşılaştığı insanın yanında başka bir personası yaşayacağı için belki de, özünü görmek için personalarından sıyrılmak istiyordur. Oğlunu reddeden bir anne. Bu filmin protagonisti hemşire mi, Elisabet mi, yoksa oğlu mu? Bergman’ın annesinin hemşire olduğunu hatırlamakta fayda var.

Kendini yakan Budist keşiş, 1963 yılında Vietnam’ı protesto etmek için bunu yapmış. Kalbi yanmamış. Elisabet‘in uzun uzun baktığı fotoğraf ise, Stroop Report’ta basılmış Yahudilerin fotoğrafıymış. Çocuğun kimliği belirsizmiş.

Hemşirelik, annelik, kadınlık. Feminen olan nedir, zihnimizin neresindedir? Annemizi taklit ederek / travmalarını yaşayarak devam ettirdiğimiz feminenliğimiz/animamızı inşa etmek için annemizi öldürmek ya da anne mi olmak gerekiyor? Jung feminen ve maskülenle ilgili olarak şunu diyordu; bir şeyi düşünmek, yaratma eylemi feminendir, ama bunu bitirmek, sonuçlandırmak, kurgulamak maskülen. Bu yüzden animusu gelişmemiş kadınlar bir şeyleri bitirirken bir şeylerin eksikliğini bilirler. Belki de Bergman‘ın animası o kadar annesinin gölgesinde kalmıştı ki, onu filminde aramak istedi. Annelerimizin olmasını nasıl survive edeceğiz kimse bilmiyor. Bana kalırsa bu film annesinin bulanık imgesinde kendisini görmeye çalışan, annesinin gerçek sevgisini arayan, kitap okuyan çocuğun filmiydi. Zihnindeki feminen ying yang çocuğu doğurdu. Filmin bitişine filmde şahit olduk. İç içe geçmiş gerçeklikler ve zamanla ilgili bir oyun. Hiçbir şey anlamadığım halde çok şey anladım. Çünkü benim de annem var.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s