Stanley Kubrick, The Killing, 1956

The Killing‘i Western Dramatic Stucture’a göre parçalara ayırırken Stanley Kubrick‘in deneyimsizliklerini yakaladık! Mesela Sherry George’u sinirlendirmek için niye o yalanı söyledi, George madem o silahı kullanmayacaktı neden yanına aldı? Ayrıca yataktaki fund raiser işlevini üstlenen adam birden bire yarışta bitiverdi sarhoş şekilde. Sonra pek bir işe yaramadı. İşte bunlar kafamızı çok karıştırdı.

Ama “7th race” hadisesinin başa sarıp sarıp 5 kez anlatılması muhteşemmiş. Hidpodromda konuşan adamın dış sesi her şeyi anlatırken 3. kez “Now the horses are ready for the 7th race” te anlayıp tekrar geri sarsın, bir tık sonraya gitsin ve bu sefer silahın patlamasından sonra ne olacak onu görelim beklentisi doğuyor. Silah patlıyor ve adam şans getiren at nalını almadığı için at nalı tekerini patlatıyor, terslediği afro-american tarafından vuruluyor. Bu kıl payı piyangoyu kaçırma durumunun izleyicide yarattığı stresi bize Hitchcock’u anımsattı. Ayrıca minicik detaylardan büyük sonuçlar çıkma durumları (at nalı ve Sebastian gibi) biraz inandırıcılığın yitirilmesine neden oldu.

Bu filmin protagonistlerine karar veremedik. Ali en sonunda 2 tane olduğuna karar verdi. İki zıt karakter.

Bende filmden kalan; Maurice denen Rus adam karakteri idi. Johhny onunla ilk toplantısında nasılssın der. Maurice vasatım der, ne iyi ne kötüyüm. Bireysellik bir canavardır seni çürütür der. Eskiden iyi olmak istiyorduk bu beklenti bizi hapislere attı, şimdi diğer insanlar gibi yaşıyorum demeye getirir. Sonra muhteşem bir benzetme yapar, ben sanatçıları ve gangsterları birbirlerine benzetiyorum, vasat yaşamayı kabul etmeyip zirveye çıkıyorlar, herkes de onlara hayranlıkla bakıyor, ama herkes en sonunda onların o tepeden düşüşlerini izlemeyi bekliyor, der. VAY BE.

Filmden sonra dünya savaşları konuşuldu. Küreselleşme çağımız bitmiş, şimdi her şey 2. WW öncesine dönmüş, hatta 3. WW imiş. Ali’nin Suriyeli arkadaşı kaç bin insanınız öldü, 100 bin insanınız hapiste siz savaşta değil misiniz sanıyorsunuz demiş. Atatürk’ün Selanik’te doğması ve doğuyu anlamaması üzerine konuşuldu. Selanik’te doğmuş evet, biz de mi Selanik’te doğup büyüyoruz ?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s